More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMA...PhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ

KoRaY

View spaceSend a message
Occupation:
Age:
Location:
Interests:
BENİ TANIYAN ZATEN TANIR. YASAMAKTAN ZEVK ALACAKSIN INSANLARI MUTLU EDECEKSİNKİ SENDE MUTLU OLASIN. GERİSİ ZATEN EN GÜZEL HALİYLE SENİN OLUR MERAK ETME.
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
  • View space
    KoRaY
    July 15 1:31 PM
    MERSİ BİRGÜL.
  • View space
    birgul
    July 14 2:17 PM

                                                 
    Güllerin de ağladığı bir zaman vardır.
    Ama bir gül var ki  onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır.
    Geceler onun gözyaşlarını kendine saklar.
    Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri onun hüzünlerini fısıldar.
    Denizler onun gözyaşları gibi ıslak; güneşler hüzünleri kadar sıcaktır.



    Güllerin de kokmadığı bir zaman vardır.
    Ama bir gül var ki onun sevgi saçan kokusu her zaman vardır.
    Kokusu sevgiden, rengi hasretten bir güldür.
    O, kalbi hasretle yanmış ama sönmemiş,
    Kül olmamiş, kor olmuştur ve adını kırmızı gül koymuştur.



    Güllerin de seviştiği bir zaman vardır.
    Ama bir gül var ki sustugu an bile sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır.
    Onun gülerken bile yaprağında gözyaşı vardır.
    Ama o gözyaşlarında bile sevgiden gelen bir sıcaklık vardır.
    Onun gözünde vazolara girmenin bir anlamı yoktur.
    Ama onun hüznünü ve sevincini paylaştığı ve kalbinde sakladığı bir kır çiçeğiyle arkadaşlığı vardır.



    Güllerin de uyuduğu bir zaman vardır.
    Ama bir gül var ki onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır.
    Sevgisi gece gündüz yoldadır, duası, kokusu an be an sevdiğine varır.



    Güllerin de solduğu bir zaman vardır.
    Ama bir gül var ki
    Asla kavuşamayacağını bilse bile
    Kokusu sevgilisinin yüreğine işlemiştir de,
    Bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır.
    Ve onun mezar taşına şu yazılmıstır:



    Sevmeyen İnsanlar Ölür
    Ama
    Seven Güller ve Kır Çiçekleri Asla Solmaz

                                                                        

  • View space
    KoRaY
    July 07 7:57 AM
    çok doğru cümleler özgecim teşekkür ederim bu soruya böle bir cvp gerekiyordu zaten. ama bunu benim değilde bir başkasının görmesi ve cvp vermesi en doğrusuydu ve ölede oldu. tekrar tşk. :)
  • View space
    ÖZGE
    July 06 11:45 AM
    GİDEN GİTTİĞİ YERDEDİR YALAN SÖYLEYEN SÖYLEDİKLERİNİN ESİRİDİR GERİ DÖNEMEZSSİN YADA SÖYLENENNİ GERİ ALAMAZSSIN.YADA AŞKI OYUNCAK HALİNE GETİREN ŞUAN OTURMUŞ OYUNCAĞIYLA OYNUYODUR .AMA İLLAH Bİ SUÇLA ARAMAK GERKİYORSA SEDEFÇİM  İLK KENDİMİZİ SORGULAYALIM ONA İNANDIĞIMIZ GÜVENDİĞİMİZ İÇN. DAHA SONRA ÖNÜMÜZE BAKALIM.BAZI ŞEYLERDEN DERS ÇIKARARAK TABİ:):)
  • View space
    sedef
    June 05 8:25 PM
    Giden kim? Ya da yalan söyleyen kim? Aşkı oyuncak yapan kim Koray söylermisin? Bu aşkın suçlusu kim?
  • View space
    BuRcU
    May 23 7:39 PM
    Hışkırıklarımın Arasından Duyuyorum Yüreğimde Ağlıyor...
    Islak Gözlerimle '  Sus.. Ağlama..    ' Diyorum Yüreğime...
    Dinlemiyor Beni.. Bende Dinlemiyorum Kendimi...
  • View space
    April 17 1:40 PM
    Güzel Spaces.. 35 ½ KARŞIYAKA

ACI BİR HAYAT

 
ACI BİR HAYAT
 
Acı bir hayat.Bir tek senin aşkın mı aşk?
Sen misin sevda yanığı kaçak
Ben seni sevdim seveli yandım
Yandım,yandım sende söndüm

Hayat bana bir dargın bir barışık
Her günüm senle karma karışık
Çakmak, çakmak gözlerinde ışık
Senin sevdan bende, barut fişek

Ulaşılmayı beklerken ayrılık
İkimizin kaderi olsa gerek
Bana ayrılık yazan felek
Sensizliğini bana giydirecek

Yapma be sevdam ağlama artık
Bu kader senin değil benimdir
Sana gelen bu ayrılık, firak
Bende oluyor acı bir hayat
February 05

ÖZLEDİM

 
Yüreğim umulmayan yaralarla başedemezken,
Bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim,
Ve sen hangi alemde hangi düşlerde isen gel,
Çünkü gülüşünü çok özledim...
December 27

AŞK ADAMI

Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.
Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı.
Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla bok arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk İngilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is...’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı.
Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ...
Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider.
O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı.
Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına... Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı...